Günümüzün en yıkıcı hareketi hadsizlik oldu. Hadsizliğin sınırı yok, en iyi ürediği yerde sosyal medya, ağzı olan konuşuyor, azıcık fikri olan ahkam kesiyor. Öyle de bir gaza geliyorlar ki tutabilene aşk olsun...
Ne yapmak gerekiyor o zaman; bazen aldığın terbiyeyi başka bir heybeye koyup, gereğini yapmalısın ki, hadsizlere ders olsun... Çiviyi çivi söker hesabı!
İnsan her konuda bilgili ve ilgili olmaz, herkesin sadece belli konularda fikri ve zikri olur. Sonuçta herkes insanoğlu, olağanüstü yaratıklar değiliz. Hepimiz yaratılış olarak belli bir potansiyele sahibiz... Bu özelliklerini ne kadar beslersen o kadar yol alırsın!
"Erdemin haklı bir ödülü, günahın haklı bir cezası yoktur. Zaten ödül de verilse, ceza da verilse haksızlık edilmiş olur. Erdem de, günah da organizmalarımızın kaçınılmaz ifadeleridir, ikisinden birine mahkûmdur organizmalarımız veya iyi olmanın ıstırabını çekerler ya kötü olmanın. İşte bunun için hiçbir şey olmayan ve hiçbir şey yapamayan, dolayısıyla hiçbir şeyi hak etmeyen insanların hak ettiği ödüllerle cezaları bütün dinler başka dünyalara havale eder, hiçbir bilimin anlatamayacağı, hiçbir inancın gözümüzde canlandırma yacağı yerlerdir bunlar."Huzursuzluğun Kitabından, Fernando Pessoa
Hakaret eleştiri değildir, Eleştiri hakaret değildir, Nezaket göstermek zayıflık, güçsüzlük değildir.
Göz bir vicdan organıdır, vicdanımıza körleşelim mi? Yok o da olmaz.
Sonra büyük bir kavram ve anlayış karmaşasını tüm insanlık adına bizler yaşıyoruz. Neden, niçin çünkü bir avuç kendini bilmezin hadsizliği için... Kendisine yüklenmiş olan (hadsizlik) bir program dur durak bilmeden yol alıyor... Hadsizlik. koşuyor, yetişebilene aşk olsun!
Önünü, arkasını, sağını, solunu anlamadan dinlemeden bodoslama dalıyor hadsizlik denizine; beni ikna et zorbalığı yaşatıyor sana, bana, ona...
Neden ve niçin oluyor tüm bunlar peki? Neden ben bu bana dayatılan tüm haksızlıklara maruz kalıyorum. Neden tüm bu haksızlıklar yaşantımıza egemen oluyor. İsyan ediyorum ama nedense onun da bir faydası yok. Sonuç olarak hadsizlik girdabından nasıl çıkacağım, nasıl aşacağım bu sorunu, bu kuyudan nasıl çıkacağım...
Ülke olarak, acil olarak, bu hadsizlik deryasından çıkmamız gerekiyor, yoksa bu çözüm denilen aşırı çözümsüzlük hepimizi kuyularda boğacak...
“Niye inşa edildiğini bilmiyorsan bir duvarı sakın yıkma.”